Söyleşi

Ayça Akkaya Kul ve Önder Kul

Mimaristudio, Ayça Akkaya Kul ve Önder Kul tarafından 2006 yılında kurulmuş, ulusal ve uluslararası gruplara mimari ve iç mimari tasarım ve proje çalışmaları hizmeti veren bir mimarlık ofisidir. Özellikle farklı ölçeklerde, nitelikli yeni nesil çalışma mekanları ve ofisler, deneyimleme ve teknoloji merkezleri, lab-ofisler, paylaşımlı ofis binaları, ağırlama mekanları, konaklama ve kongre merkezleri gibi farklı konu başlıklarını, biyofilik tasarım ve well-being konularını temel alan bir tasarım yaklaşımı ile ele almaktadır.

Ayça Akkaya Kul, 2000 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi, Mimarlık Fakültesi, Mimarlık Bölümünden mezun olduktan sonra, İstanbul Teknik Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Endüstri Ürünleri Tasarımı Ana Bilim Dalı’nda lisans üstü eğitimini tamamlamıştır.

Önder Kul, 1998 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi, Mimarlık Fakültesi, Mimarlık Bölümünden mezun olduktan sonra, aynı üniversitenin Fen Bilimleri Enstitüsü, Mimarlık Ana Bilim Dalı, Yapı Bölümü’nde lisans üstü eğitimini tamamlamıştır.


Projeleriniz için öncelikli olarak tercih ettiğiniz, bağ kurduğunuz özel markalar var mı? Ne gibi kriterler firmalar ve markalar ile bağ kurmanızı sağlar?

Projelerin program ve ihtiyaçlarının, gözlem ve tespitlerimiz birlikteliğinde şekillendirdiği planlama ve ön tasarım süreci, tatbikat aşamasında yapı malzeme seçimleri ile devam eder ve bu doğal akış içinde projeye ilham veren fikir vücut bulur.

Projelerimizi temeline oturttuğumuz insan (kullanıcı) odağı, “Well Building Standarts” adımları ve bununla doğrudan ilişkili biyofilik tasarım yaklaşımı kriterleri ile çevreci, sürdürülebilir, insan sağlığı ve esenliğini destekleyen, doğal ve doğayı anımsatan malzeme seçimlerimiz öne çıkmakta. Bu çerçevede “yerel üretim” öncelikli olmak üzere uygun tüm marka ve ürünleri değerlendirmekteyiz ve marka bağımsız bir bakış açısı ile seçimler yapmaktayız. “Özel bir bağ kurma” olarak tanımlamak yerine, seçim önceliği verdiğimiz nadir ürün grupları; fikir ve emek yoğun şekilde hayata geçirilen, nitelikli, çağdaş, yeni ve farklı bir fikir içeren, çevreci, alışılmışın dışında iyi tasarım ürünleri var.

Bunların yanında işverenlerimiz kanalı ile yönlendirildiğimiz ve seçim yapmamız istenen ürün ve markalar da var. Özellikle, işverenlerimizin birçoğunun uluslararası gruplar olması sebebi ile, farklı yapı malzemelerinin seçimlerinde tanıdığımız ve çalıştığımız bazı yabancı markaları da tercih edebilmekteyiz.

Tüm ürün gruplarında, marka ve zaman bağımsız şekilde aynı standart ve kalitede ürün temin edebildiğimiz, mimarlar ile tasarım sürecinde iş birliği yapabilen, usanmadan ve yılmadan bu süreçteki tüm taleplere samimi ve iyi niyetli şekilde yanıt verebilen, kurumsal temsili kuvvetli, birebir ancak seviyeli ve profesyonel bir ilişki içinde olan firmaları tercih ediyoruz.

 

Projelerinizde kullanacağınız ürünler için karar verme süreci ofisinizde nasıl işliyor? İdeal bir materyal seçim sürecini nasıl tanımlarsınız?

İlk sorunuz içinde paylaştığımız ve belki de ülke koşullarında romantik sayılabilecek seçim özgürlüğümüz, elbette bütçe ve zaman kısıtları ile törpülenebilmekte, rota değiştirebilmekte. Bu sebeple, kimi işveren öncelikleri ve marka zorunluluklarını aşabilmek adına, seçim önceliklerimiz çerçevesinde ideal malzeme seçim sürecimizi, doğru olanla birlikte işverenimize aktarmak ve onları ikna etmeye çalışmak, bazen gereğinden fazla zaman, emek ve enerji harcamamıza sebep olabiliyor. Günün sonunda, bir takım istinai durumlar dışında, yine de içimize sinmeyen, projemize uymayan ve çalışmamıza değer kazandırmayacak hiçbir ürün ve malzemeyi kullanmak durumunda kalmadık diyebiliriz.

Bu bağlamda, seçim süreci ve beraberinde kullanılacak tüm malzemelerin kimliklendirilmesi, planlama aşamasında başlayan ve canlandırma çalışmaları ile olgunlaşan akış içinde tamamlanmakta. Tasarım yaklaşımımız içinde gerekli ve yeterli özelliklere sahip, çıkan son ürünün içinde en iyi ifadeyi sağlayan, marka bağımsız tüm ürünler üzerinden değerlendirme ve seçim sürecimizi, işverenlerimizi de içine dahil ettiğimiz bir program dahilinde gerçekleştirmekte ve tabi ki belli numune ve emsal örnekler ile şekillendirmekteyiz.

Bunun yanında ürün tasarımı, geliştirmesi ve üretimi üzerine de kafa yoran ve kendi tasarımımız olan ürünlerin markalaşması adına emek harcayan bir ekip olarak, kağıt üzerindeki ürünün hayat bulması adına uzun bir atölye süreci yaşamakta, o ürünün her adımda hayat bulmasını sağlayacak örneklerin yapımı içinde ve o ürünlerin hayat bulmasında yanımızda yer alan değerli çözüm ortaklarımız ile birlikte bizzat yer almaktayız. Aslında işin mutfağındayız da diyebiliriz. Bunlarla birlikte sürdürülebilirlik, çevre, yangın gibi konularda uluslararası üretim ve kullanım normlarına uygun, insan ve çevre dostu, tasarımcı elinde hayat bulmuş, arkasında bir Ar-Ge ve Ür-Ge hikayesi olan ürünlere öncelik vermekteyiz.

 

Yapı malzemeleri üzerine son gelişmeleri nasıl takip ediyorsunuz? Hangi kaynaklardan faydalanıyorsunuz?

Bu süreçte farklı yollar izliyoruz. Yapı malzemeleri üzerine yayında olan ulusal ve uluslararası web sayfalarının takibi yanında, firmalarla birebir görüşmelerimiz, proje programımızdan bağımsız şekilde belirli aralıklarla sürmekte. Pandemi öncesinde üretim tesisi gezileri ve ürün tanıtım etkinlikleri, pandemi süreci ile uzaktan görüşmelere, uluslararası ürün tanıtım oturumlarına evrilmiş durumda. Birtakım markaların tasarım ve geliştirme birimlerinin davetleri ile yer aldığımız beyin fırtınası ortamları yanında çeşitli okumalarımız, yayın ve makale takiplerimiz de her zaman güncelliğini korumakta.

Türkiye yapı endüstrisinde eksikliğini hissettiğiniz ürünler var mı?

Odaklandığımız çalışma konusu yeni nesil çalışma, üretim ve ağırlama alanları. Bu sebeple bu tip projelerimiz içinde yerelde bazı iş kalemleri özelinde yaratıcı, yenilikçi, uluslararası normlara uygun ürüne ulaşmakta zorlanıyoruz. Öncelikle tasarımcı kaleminden çıkmış ürünlerin sayısının artması gerekiyor. Türkiye’de birçok başarılı ürün tasarımcısı mevcut. Üretici firmaların taklit ürün yerine, özgün ürünlere bünyelerinde yer vermesi gerekiyor. Rakip bir firmanın ürününü adeta kopyalamak yerine, yeni ve özgün bir ürüne zaman, emek ve bütçe ayırmalılar. Bu hem nitelikli hem de değerini bulan yepyeni alternatiflere ulaşmamızı sağlamanın yanında, o üretici firmanın sektördeki saygınlığına ve firmaya karşı paydaşların bakışına olumlu yansıyacaktır. Tabii ki pazarlama, satış ve yıl sonu gelir hedefine ulaşmak firmaların reddedilemez bir gerçeği; ancak ekonomik getiri kadar nitelikli bir planlama hedefini de vizyon olarak ortaya koymak, orta ve uzun vadede daha değerlidir ve uzun soluklu kazançların kapısını aralayacaktır. Ürün özelinde belirtmemiz gerekirse özellikle modüler iç mekan zemin kaplama malzemeleri, aydınlatma, akustik ürünler, kent mobilyası, yapı kimyasalları, mimari cephe elemanları gibi alt başlıklarda yerel tasarım, yerel üretim, global tanıtım ve markalaşma adımlarının ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Bu potansiyelimizin olduğuna inanıyor, bu çerçevede cesaretli ve vizyoner yatırımcı ve üreticilerin sayısının artmasını ümit ediyoruz.

 
İlgili Yazılar
Söyleşi

Gül Güven

Söyleşi

Orçun Ersan

Söyleşi

İpek Baycan Magriso

×
İç MekanProje

SAP İstanbul Ofisi